Van'da hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in dosyasında, cinayet şüphesini güçlendiren kritik delillerin toplanmadığı ortaya çıktı; aile, adaletin sağlanması için bakanlık düzeyinde harekete geçiyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in 2024 yılında şüpheli şekilde yaşamını yitirmesinin ardından yürütülen soruşturmada, kamuoyunu sarsacak yeni detaylar gün yüzüne çıktı. Genç kızın cansız bedeninin bulunmasının ardından "intihar" ihtimali üzerinde durulurken, baba Nizamettin Kabaiş, soruşturma sürecindeki ciddi ihmallerin davanın seyrini değiştirdiğini savunuyor.
Kritik deliller göz ardı edildi
Aile, kızının üzerinde bulunan kıyafetlerden DNA örneği alınmadığını ve ölüm nedeninin kesinleşmesi için hayati önem taşıyan diatom testinin zamanında uygulanmadığını öğrendi. Baba Kabaiş, bu eksikliklerin bir ihmalden öte, olayı örtbas etme çabası olduğunu iddia ediyor. Yeni atanan avukatlar aracılığıyla iki yıl gecikmeli olarak talep edilen bu incelemeler, davanın yeniden derinleştirilmesini sağlayacak.
Kamera kayıtlarındaki çelişkili ifadeler
Soruşturma sürecinde üniversite yönetiminin "kamera bozuk" beyanına rağmen, daha sonra yapılan resmi yazışmalarda bozuk kamera bulunmadığının belirtilmesi ailede büyük tepki yarattı. Mollakasım bölgesindeki güvenlik kamerası kayıtlarının silinmiş olması ve bölgedeki villaların kayıtlarının zamanında incelenmemesi, ailenin "deliller karartılıyor" şüphesini güçlendiriyor.
Adalet arayışı Ankara'ya taşınıyor
Van'daki yerel yetkililerin süreci şeffaf yönetmediğini savunan Nizamettin Kabaiş, yaşadığı mağduriyeti dile getirmek üzere tekrar Ankara'nın yolunu tutmaya hazırlanıyor. Adalet Bakanı ile yapacağı görüşmede, görevini kötüye kullanan sorumluların cezalandırılmasını talep edeceğini belirten acılı baba, kızının ölümündeki sis perdesinin aralanması için Cumhurbaşkanlığı düzeyinde de girişimde bulunabileceğini ifade etti.
Hatırlanacağı üzere, 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş'in cansız bedeni, 15 Ekim'de Van Gölü kıyısında bulunmuş ve ardından memleketi Diyarbakır'da toprağa verilmişti. Aile, hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdürmekte kararlı.