Medya TV Politika Ümit Özdağ’dan Tutuklu Ayşe Barım ile ilgili Açıklama

Ümit Özdağ’dan Tutuklu Ayşe Barım ile ilgili Açıklama

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Gezi Parkı soruşturması kapsamında tutuklu bulunan menajer Ayşe Barım’ın cezaevindeki sağlık durumunu açıkladı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Silivri Cezaevi’nde Gezi Parkı direnişi soruşturması kapsamında tutuklu bulunan menajer Ayşe Barım hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Özdağ, Barım’ın cezaevinde ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini vurguladı.

Özdağ’ın aktardığı bilgilere göre, Barım’ın 6 ayrı kalp hastalığı bulunuyor ve beyninde daha önce 2 stentli anevrizma tespit edilmiş. Buna ek olarak Barım’da yeni bir anevrizma daha oluştuğu belirtiliyor. Cezaevinde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle 30 kilo kaybeden Barım, bugüne kadar 6 kez bayılma olayı yaşadı.

Özdağ sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Ayşe Barım Gezi gösterileri sırasında hükümet darbesi düzenleme iddiası ile Silivri’de tutuklu kalmaya devam ediyor.

Barım’ın 6 ayrı kalp hastalığı var. Beyninde 2 stentli anevrizmanın yanında yeni bir anevrizma daha var. Cezaevinde 30 kilo zayıfladı. 6 kez bayıldı.

İddianamesi hazır.

Tutuksuz yargılansa veya ev hapsi ile serbest kalsa ne olur?

PKK’lı katiller serbest kalıyor.

Ve Adalet Bakanının ifadesi ile Türkiye “bir hukuk devleti…"

Ayşe Barım'ın kaleme aldığı mektup bu şekilde:

"Ben Ayşe Barım,

Bu mektup bir yardım çağrısı değil, vicdan çağrısıdır. Ocak 2025'te sosyal medya üzerinden kimliği belirsiz hesaplarca başlatılan organize iftira kampanyası ile gerçek dışı bir Ayşe Barım kimliği inşa edildi. Ben 23 yıldır oyuncu menajerliği yapıyorum. Her zaman dürüstlükle ve mesleki ilkelere sadık kalarak sadece işimi yaptım.

Hiçbir gerçekliği olmayan, delilsiz ve dayanaksız iddialar ile 12 yıl önce gerçekleşmiş Gezi Parkı Olayları ile ilişkilendirilerek tutuklandım. Soruşturması yıllar önce tamamlanan ve o dönemde hiçbir şekilde ilişkilendirilmediğim bu olaylar ile yıllar sonra sadece sosyal medya üzerinden ortaya atılan gerçek dışı iddialarla son derece ağır bir suçlama ile karşı karşıya bırakıldım. Oysaki benim bu iddialarla hiçbir ilgim yok ve hiçbir suç işlemedim. Masumum…

İlk itirazımızda mahkeme adli kontrol ile serbest bırakılarak tutuksuz yargılanmama hükmetti. İddia makamının itirazı ile yeniden tutuklandım ve 213 gündür halen başıma bütün bunların neden geldiğini anlamadan bir hücrede özgürlüğümden ve sağlıklı yaşam hakkımdan yoksunum.

Hastalıklarım, Silivri Devlet Hastanesi, İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs ve Damar Cerrahisi Hastanesi, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen resmi raporlarla sabittir. Yaşadığım bu tutukluluk süreci boyunca gittikçe ağırlaşan 6 ayrı kalp hastalığım, beynimde 2 stentli anevrizmanın yanı sıra bu süreçte oluşan müdahale edilememiş yeni bir anevrizma sebebiyle ani ölüm riski altında yaşam mücadelesi veriyorum. Ayrıca sağlıksız ve hızlı bir şekilde 30 kilo kaybettim, ağır kas yıkımım oluştu ve kilo kaybım devam etmektedir. Hastalıklarımın her biri ani ölüm riski taşıyan hastalıklar olduğu gibi cezaevi koşulları nedeni ile gelişen ağır kaygı bozukluğum ve yaşadığım panik ataklar bu riski yükseltmektedir. Son 3 ay içerisinde kalp rahatsızlığımın ilerlediğinin belirtisi olarak 6 kez baygınlık geçirdim.

Hem 2 Temmuz 2025 tarihli Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi raporu hem de 14 Ağustos 2025 tarihli Türk Tabipler Birliği Bilim Kurulu raporu cezaevi koşullarının ve sürecin bu hastalıkları ağırlaştırdığını ve ani ölüm riskimin durumunu açıkça ortaya koyuyor. Uzmanlar ifadelerinde yaşadığım kalp sorunları ve beyin anevrizması için yapılması gereken tedavilerin ve hatta tetkiklerin dahi ileri teknolojik olanaklara sahip merkezlerde bile ciddi ölüm ve sakatlık riski barındırdığını, bu nedenle hayatımı güvenle teslim etmek üzere seçeceğim hekimler tarafından tedavi edilme hakkımın acilen tanınmasının gerekliliğini vurguluyorlar.

Benim tek isteğim yaşam hakkımın korunmasıdır. Tutuksuz yargılanabilecekken cezaevinde hayatımı kaybedersem bunun sorumluluğu kimdedir? Hukuken ve vicdanen sorulması gereken asıl soru budur. Haksız yere atılan iftiralarla elimden alınan hayatımın geri verilmesini talep ediyorum. Adaletin bir an önce tecelli etmesini istiyorum ve sesimi kamuoyunu vicdanına teslim ediyorum. Devletime ve adalete inancımı kaybetmeden YAŞAMAK istiyorum.

Ayşe Barım

Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, 27/08/2025"

KAYNAAK: HALK TV

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *