ABD Başkanı Donald Trump'ın yarın Tahran ile kritik bir mutabakat zaptı imzalanacağını duyurması, İran'da hem siyasi arenada hem de sokaklarda büyük bir infiale yol açtı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran yönetimiyle yarın imzalanması planlanan mutabakat zaptını açıklaması, İran'da tansiyonu zirveye taşıdı. Trump, bu anlaşmanın nükleer silahlara karşı bir "duvar" görevi göreceğini ve Hürmüz Boğazı'nın kısıtlamasız şekilde dünya ticaretine açılacağını duyurdu. Ancak bu açıklama, Tahran'da beklenmedik bir tepki dalgasını tetikledi.
Muhafazakar kanattan sert eleştiriler
İran Meclisi'ndeki muhafazakar milletvekilleri, anlaşmanın içeriğine dair endişelerini yüksek sesle dile getirdi. Milletvekili Mahmud Nebeviyan, Hürmüz Boğazı'nın ücretsiz ve kısıtlamasız açılmasının yanı sıra uranyumun seyreltilmesi gibi maddelerin ulusal çıkarlara aykırı olduğunu savundu. Nebeviyan, yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması konusunda net bir güvence bulunmadığını vurgulayarak, "Bu metin gerçekten İran'ın çıkarlarını koruyor mu?" sorusunu yöneltti.
Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rezai ise müzakere heyetini "fazla tavizkar" olmakla suçladı. Rezai, müzakere masasındaki cömert tavrın, karşı tarafta İran'ın zayıf olduğu algısını güçlendirdiğini ifade etti.
Sokaklarda istifa çağrıları
Siyasi tartışmalar kısa sürede sokağa taştı. Başkent Tahran'daki İbni Sina meydanında bir araya gelen yüzlerce protestocu, ABD ile yürütülen diplomatik süreci sert bir dille eleştirdi. Göstericiler, Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi hedef alarak istifa çağrısında bulundu.
Trump'tan "nükleer duvar" vurgusu
Sosyal medya üzerinden anlaşmanın detaylarını paylaşan Donald Trump, eski başkan Barack Obama dönemindeki nükleer anlaşmayı sert bir dille eleştirdi. Kendi hazırladığı metnin nükleer silaha giden yolu tamamen kapattığını savunan Trump, "Bu anlaşma nükleer silaha karşı örülmüş bir duvardır" ifadesini kullandı.
Trump ayrıca, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji ticareti için tamamen erişilebilir olacağını belirtti. Nükleer materyallerin imhası konusunda da kararlı bir duruş sergileyen Trump, uygun koşullar oluştuğunda ABD ordusunun devreye gireceğini ve yer altı tesislerindeki nükleer tozların temizlenerek yok edileceğini sözlerine ekledi.